30 metrekareye kaç adet parke gider ?

Mert

New member
Bir Bahar Sabahı ve Parkenin Hesapları

Hikayemiz, sakin bir kasabanın girişindeki eski taş evlerin bulunduğu mahallede başlıyor. Her sabah güneşin ilk ışıkları, çiçek açmaya başlamış mor menekşeleri aydınlatırken, bir grup insan mahalle meydanındaki eski yolu yenilemek için bir araya geliyordu. Bu işin başında ise iki yakın arkadaş vardı: Erhan ve Elif. İkisi de uzun zamandır birbirini tanıyordu, ama bu kadar büyük bir projeyi ilk kez birlikte yapacaklardı.

Erhan, her zaman mantıklı ve stratejik bir yaklaşım benimsemişti. Fakat Elif, farklı bir bakış açısına sahipti; ilişkileri gözetiyor, insanların ihtiyaçlarına duyarlıydı ve her zaman daha bütünsel bir yaklaşım benimsemişti. Aralarındaki bu fark, projeyi başlatmadan önceki günlerde bile gerginlik yaratmaya başlamıştı.

Plan Kurma ve İlk Hesaplamalar

Erhan, parkenin hesaplanmasını çözmeye koyulmuştu. "30 metrekareyi kaplamak için toplamda kaç tane parke kullanmamız gerektiğini anlamamız lazım," diye düşündü. Elif, hesaplamaların hızla yapılmasını istese de, Erhan’ın sıkı bir plan yapmadan bir adım atmamaya kararlı olduğunu bildiği için sabırla bekliyordu.

"Şöyle yapalım," dedi Erhan, taşları düz bir şekilde yerleştirerek ölçümler yaparken. "Her parkemizin boyutu 40x40 cm. Bu durumda, 30 metrekareyi kaplamak için 30 x 100 = 3000 santimetrekare alan gerekiyor. 40 x 40 = 1600 santimetrekarelik bir parkemiz var. 3000’i 1600’e böldüğümüzde, yaklaşık olarak 1.875 parke gerekecek."

Erhan'ın hesaplamalarına, Elif’in bakış açısı ise tamamen farklıydı. "Tamam da," dedi, "parke dizimi yalnızca sayıya dayanarak yapılmaz. Yerin şekli, yolun kenarları, taşların kırılması ve şekil değiştirmesi… Bunları da düşünmeliyiz." Elif, bir yandan Erhan'ın hesaplamalarına kulak verirken, bir yandan da işin yalnızca fiziksel değil, duygusal yönünü de görmeye çalışıyordu.

Toplumsal Değişim ve Gelişim Arasında

Kasabanın sakinleri arasında işler o kadar basitti ki, aslında çoğu insan hiçbir zaman parke hesaplamalarına dikkat etmemişti. Fakat Erhan ve Elif’in proje üzerindeki bu konuşması, kasabanın geçmişini de gözler önüne seriyordu. Eskiden köyün yolları taşlarla döşenirdi. O dönemlerde, her şey ne kadar basitse, insanlar arasındaki ilişkiler de bir o kadar doğaldı. Ancak zamanla, köy kasabaya dönüştü, eski taşlar yerini modern parke taşlarına bırakmaya başladı.

Elif, toplumun geçirdiği bu evrimi düşündü. "Erhan," dedi, "bence bu projede sadece parkeleri yerleştirmekle kalmamalıyız, kasabamızın geçmişine ve geleneklerine de saygı göstermeliyiz. İnsanların burada yürürken kendilerini nasıl hissedeceklerini düşünmeliyiz. Duygusal bağ kurmak da bu işin önemli bir parçası."

Erhan, Elif’in bakış açısını göz önünde bulundurarak bir adım geri atmayı ve projeyi sadece mantıkla değil, toplumsal bir değerle tasarlamayı kabul etti. "Evet, haklısın. Bu işi daha anlamlı hale getirebiliriz. Parkeler her zaman yerinde olur, ama insanların burada geçirdiği zaman daha değerli."

Duygusal Bağ Kurma ve Son Dokunuşlar

Erhan ve Elif, parkelerin yerleştirilmesinin birkaç gün sürdüğü bir dönemde, kasaba halkıyla birlikte çalışarak, yolların sadece taşlarla değil, insanlar arasında bir bağlantı kurarak yeniden biçimlenmesini sağladılar. Eski yolların hatıralarıyla, herkesin ortak bir alanda buluşabileceği yeni bir yaşam alanı yaratmak istiyorlardı.

Elif, projeyi sadece fiziksel anlamda değil, aynı zamanda duygusal olarak da insanlara dokunacak şekilde planladı. Her bir parke taşının arasına, kasabanın geçmişinden küçük öğeler yerleştirerek, mahalleye özgün bir iz bırakmayı hedefledi. Bu, onu sadece bir yol inşaatı projesi olmaktan çıkarıp, kasaba halkı için önemli bir topluluk projesine dönüştürdü.

Erhan ise, işin stratejik kısmını yapmayı sürdürdü. Yolların düzgün olması, parkelerin doğru şekilde yerleştirilmesi ve dayanıklılığının sağlanması gibi unsurları her zaman ön planda tutarak, projeyi adım adım ve hesaplayarak ilerletti. Sonuçta, parkelerin her biri mükemmel bir şekilde yerleşti ve kasaba halkı hem toplumsal bağlarını güçlendirdi hem de estetik açıdan güzel bir alan yaratmış oldu.

Sonuç ve Düşünceler

Bu proje, sadece bir parke döşeme işinden daha fazlasını ifade ediyordu. Erhan ve Elif'in birbirinden çok farklı bakış açıları, kasaba halkının birlikte çalışmasını ve geçmişe duyulan saygıyı yeniden canlandırmalarını sağladı. Parke hesaplamaları gibi teknik konular bile, insanlar arasında anlayış ve empati ile birleştiğinde toplumsal bağları güçlendirebilir.

Erhan ve Elif’in ortaklaşa yaptığı bu iş, bize gösteriyor ki: Gerçek başarı, bazen bir problem çözme yaklaşımının ötesinde, birbirimizin bakış açılarına saygı göstermek ve duygusal bağ kurabilmekle elde edilir. Parkeler, sadece birer taş parçası değildir; her biri, bir kasabanın geçmişine, ilişkilerine ve geleceğine dair bir hatırlatmadır.

Peki, sizce stratejik ve empatik yaklaşımlar arasındaki denge, toplumsal projelerde nasıl daha iyi bir şekilde sağlanabilir?
 
Üst