Ilay
New member
[Özel Güvenlik Görevlisi Makyaj Yapabilir mi? Bir Üniformanın İçindeki Hikâye][color=]
Bugün sizlerle bir yönetmelik maddesini değil, bir insan hikâyesini paylaşmak istiyorum. Forumda bazen tek bir soru, koca bir hayatın kapısını aralayabiliyor. “Özel güvenlik görevlisi makyaj yapabilir mi?” sorusu da benim için tam olarak böyle oldu. Çünkü bu soru sadece makyajla, sadece meslekle ilgili değil; kimlik, görünürlük, saygı ve kabullenilme ile ilgili. O yüzden bunu kuru bir cevapla geçmek istemedim, yaşanmış gibi hissedilen bir hikâye üzerinden anlatmak istedim.
[Bir Sabah Aynada Başlayan Hikâye][color=]
Elif her sabah olduğu gibi erkenden uyandı. Üniforması askıda hazırdı. Siyah pantolon, lacivert gömlek, omuzda arma… Hepsi aynıydı ama aynadaki yüzü her gün biraz farklıydı. Hafif bir kapatıcı, yorgunluğunu gizleyen ince bir dokunuş, kirpiklerine sürülen neredeyse fark edilmeyen bir rimel. Elif için bu makyaj “güzel görünmekten” çok daha fazlasıydı. Bu, güne güçlü başlamanın, kendini toparlamanın bir yoluydu.
Aynanın karşısında dururken aklından geçen soru şuydu: “Ben görevimi yaparken kendim olamaz mıyım?” Üniforma ona bir rol veriyordu ama yüzü hâlâ ona aitti.
[Erkek Bakışı: Kural, Risk ve Strateji][color=]
Aynı vardiyada çalışan Murat için mesele daha netti. O, olaylara çözüm odaklı ve stratejik yaklaşan biriydi. Özel güvenlikte yıllarını geçirmişti. Onun dünyasında kurallar, risk analizi ve disiplin vardı. Elif’i fark etmişti ama konuya duygusal değil, mesleki açıdan bakıyordu.
“Mesele makyaj değil,” diyordu kendi kendine. “Mesele dikkat dağıtır mı? Profesyonel duruşu etkiler mi? Amir ne der?”
Murat için güvenlik görevlisi, görünmez olmalıydı. Ne fazla dikkat çekmeli ne de soru işareti yaratmalıydı. Ona göre üniforma, kişisel tercihlerin önüne geçmeliydi. Bu bakış açısı kötü niyetli değildi; sadece sistemin içinden geliyordu. Risk almamayı öğrenmişti.
Ama fark etmediği bir şey vardı: Elif’in makyajı dikkat çekmiyor, aksine onu daha özgüvenli ve sakin yapıyordu. Ve bu da görev sırasında daha kontrollü olmasını sağlıyordu.
[Kadın Bakışı: Empati, İlişki ve Görünürlük][color=]
Elif’in yakın arkadaşı Zeynep ise olaya bambaşka bakıyordu. O da güvenlik görevlisiydi ama insan ilişkilerine daha çok önem veriyordu. “Bir insan kendini iyi hissediyorsa, çevresiyle daha sağlıklı iletişim kurar,” diyordu.
Zeynep’e göre makyaj, bir başkaldırı değildi. Bir ifade biçimiydi. “Bizden hep ciddi, sert, mesafeli olmamız bekleniyor,” diye düşünüyordu. “Ama biz robot değiliz.”
Kadın bakış açısında mesele şuydu: Makyaj yapmanın yasaklanması, aslında görünürlüğün ve bireyselliğin bastırılması mıydı? Elif’in aynaya baktığında kendini tanıması, işini kötü yapacağı anlamına mı geliyordu?
Zeynep için bu konu sadece Elif’in değil, tüm kadınların meselesiydi. Hatta sadece kadınların da değil; kendini ifade etmek isteyen herkesin.
[Kurallar Ne Diyor, Hayat Ne Söylüyor?][color=]
Özel güvenlik mevzuatında makyajla ilgili net bir “yasak” maddesi yok. Genelde kullanılan ifade şudur: “Görev sırasında sade, temiz ve dikkat çekmeyecek bir görünüm.” İşte tartışma tam burada başlıyor. “Dikkat çekmek” kime göre, neye göre?
Bir amir için dikkat çekici olan, başka biri için son derece normal olabilir. Erkek güvenlik görevlilerinin sakal, saç, kilo gibi konularda tolere edilen sınırları varken; kadınların makyajı neden daha çok mercek altına alınır?
Elif’in yaşadığı da buydu. Kimse açıkça “yasak” demiyordu ama bakışlar, fısıltılar, imalar yeterince ağırdı. İnsan bazen bir kelimeyle değil, sessizlikle yaralanıyor.
[Bir Olay, Bir Dönüm Noktası][color=]
Bir gün alışveriş merkezinde yaşanan küçük bir panik anı her şeyi değiştirdi. Kalabalıkta kaybolan bir çocuk, ağlayan bir anne, yükselen sesler… Elif hızla durumu kontrol altına aldı. Sakin konuştu, çözüme odaklandı, insanları yönlendirdi. Çocuk bulunduğunda herkes rahatladı.
O an kimse Elif’in makyajını fark etmedi. Herkes onun profesyonelliğini gördü.
Murat o gün ilk kez farklı düşündü. “Demek ki mesele dış görünüş değilmiş,” dedi içinden. “Mesele işi nasıl yaptığınmış.”
[Asıl Soru][color=]
Özel güvenlik görevlisi makyaj yapabilir mi? Kağıt üzerinde cevaplar bulunur. Ama asıl soru şu değil mi: Bir insan görevini layıkıyla yaparken, kendisi olmaktan vazgeçmek zorunda mı?
Stratejik düşünenler için önemli olan performans, düzen ve güvenliktir. Empatiyle bakanlar için ise insanın ruh hali, kendini ifade edebilmesi ve saygı görmesi. Bu iki bakış gerçekten çelişmek zorunda mı?
Belki de çözüm, yasaklarda değil; ölçüde, anlayışta ve iletişimde gizlidir.
Siz ne düşünüyorsunuz? Üniforma bireyi tamamen silmeli mi, yoksa onu taşıyan insanla birlikte mi anlam kazanmalı? Elif’in aynadaki yüzü size ne hissettirdi? Yorumlarınızı gerçekten merak ediyorum.
Bugün sizlerle bir yönetmelik maddesini değil, bir insan hikâyesini paylaşmak istiyorum. Forumda bazen tek bir soru, koca bir hayatın kapısını aralayabiliyor. “Özel güvenlik görevlisi makyaj yapabilir mi?” sorusu da benim için tam olarak böyle oldu. Çünkü bu soru sadece makyajla, sadece meslekle ilgili değil; kimlik, görünürlük, saygı ve kabullenilme ile ilgili. O yüzden bunu kuru bir cevapla geçmek istemedim, yaşanmış gibi hissedilen bir hikâye üzerinden anlatmak istedim.
[Bir Sabah Aynada Başlayan Hikâye][color=]
Elif her sabah olduğu gibi erkenden uyandı. Üniforması askıda hazırdı. Siyah pantolon, lacivert gömlek, omuzda arma… Hepsi aynıydı ama aynadaki yüzü her gün biraz farklıydı. Hafif bir kapatıcı, yorgunluğunu gizleyen ince bir dokunuş, kirpiklerine sürülen neredeyse fark edilmeyen bir rimel. Elif için bu makyaj “güzel görünmekten” çok daha fazlasıydı. Bu, güne güçlü başlamanın, kendini toparlamanın bir yoluydu.
Aynanın karşısında dururken aklından geçen soru şuydu: “Ben görevimi yaparken kendim olamaz mıyım?” Üniforma ona bir rol veriyordu ama yüzü hâlâ ona aitti.
[Erkek Bakışı: Kural, Risk ve Strateji][color=]
Aynı vardiyada çalışan Murat için mesele daha netti. O, olaylara çözüm odaklı ve stratejik yaklaşan biriydi. Özel güvenlikte yıllarını geçirmişti. Onun dünyasında kurallar, risk analizi ve disiplin vardı. Elif’i fark etmişti ama konuya duygusal değil, mesleki açıdan bakıyordu.
“Mesele makyaj değil,” diyordu kendi kendine. “Mesele dikkat dağıtır mı? Profesyonel duruşu etkiler mi? Amir ne der?”
Murat için güvenlik görevlisi, görünmez olmalıydı. Ne fazla dikkat çekmeli ne de soru işareti yaratmalıydı. Ona göre üniforma, kişisel tercihlerin önüne geçmeliydi. Bu bakış açısı kötü niyetli değildi; sadece sistemin içinden geliyordu. Risk almamayı öğrenmişti.
Ama fark etmediği bir şey vardı: Elif’in makyajı dikkat çekmiyor, aksine onu daha özgüvenli ve sakin yapıyordu. Ve bu da görev sırasında daha kontrollü olmasını sağlıyordu.
[Kadın Bakışı: Empati, İlişki ve Görünürlük][color=]
Elif’in yakın arkadaşı Zeynep ise olaya bambaşka bakıyordu. O da güvenlik görevlisiydi ama insan ilişkilerine daha çok önem veriyordu. “Bir insan kendini iyi hissediyorsa, çevresiyle daha sağlıklı iletişim kurar,” diyordu.
Zeynep’e göre makyaj, bir başkaldırı değildi. Bir ifade biçimiydi. “Bizden hep ciddi, sert, mesafeli olmamız bekleniyor,” diye düşünüyordu. “Ama biz robot değiliz.”
Kadın bakış açısında mesele şuydu: Makyaj yapmanın yasaklanması, aslında görünürlüğün ve bireyselliğin bastırılması mıydı? Elif’in aynaya baktığında kendini tanıması, işini kötü yapacağı anlamına mı geliyordu?
Zeynep için bu konu sadece Elif’in değil, tüm kadınların meselesiydi. Hatta sadece kadınların da değil; kendini ifade etmek isteyen herkesin.
[Kurallar Ne Diyor, Hayat Ne Söylüyor?][color=]
Özel güvenlik mevzuatında makyajla ilgili net bir “yasak” maddesi yok. Genelde kullanılan ifade şudur: “Görev sırasında sade, temiz ve dikkat çekmeyecek bir görünüm.” İşte tartışma tam burada başlıyor. “Dikkat çekmek” kime göre, neye göre?
Bir amir için dikkat çekici olan, başka biri için son derece normal olabilir. Erkek güvenlik görevlilerinin sakal, saç, kilo gibi konularda tolere edilen sınırları varken; kadınların makyajı neden daha çok mercek altına alınır?
Elif’in yaşadığı da buydu. Kimse açıkça “yasak” demiyordu ama bakışlar, fısıltılar, imalar yeterince ağırdı. İnsan bazen bir kelimeyle değil, sessizlikle yaralanıyor.
[Bir Olay, Bir Dönüm Noktası][color=]
Bir gün alışveriş merkezinde yaşanan küçük bir panik anı her şeyi değiştirdi. Kalabalıkta kaybolan bir çocuk, ağlayan bir anne, yükselen sesler… Elif hızla durumu kontrol altına aldı. Sakin konuştu, çözüme odaklandı, insanları yönlendirdi. Çocuk bulunduğunda herkes rahatladı.
O an kimse Elif’in makyajını fark etmedi. Herkes onun profesyonelliğini gördü.
Murat o gün ilk kez farklı düşündü. “Demek ki mesele dış görünüş değilmiş,” dedi içinden. “Mesele işi nasıl yaptığınmış.”
[Asıl Soru][color=]
Özel güvenlik görevlisi makyaj yapabilir mi? Kağıt üzerinde cevaplar bulunur. Ama asıl soru şu değil mi: Bir insan görevini layıkıyla yaparken, kendisi olmaktan vazgeçmek zorunda mı?
Stratejik düşünenler için önemli olan performans, düzen ve güvenliktir. Empatiyle bakanlar için ise insanın ruh hali, kendini ifade edebilmesi ve saygı görmesi. Bu iki bakış gerçekten çelişmek zorunda mı?
Belki de çözüm, yasaklarda değil; ölçüde, anlayışta ve iletişimde gizlidir.
Siz ne düşünüyorsunuz? Üniforma bireyi tamamen silmeli mi, yoksa onu taşıyan insanla birlikte mi anlam kazanmalı? Elif’in aynadaki yüzü size ne hissettirdi? Yorumlarınızı gerçekten merak ediyorum.