Mert
New member
Sonra toplantının değerlendirmesi yapılır.
Ardından değerlendirme için başka bir toplantı planlanır.
Sonra toplantının notlarının kim tarafından yazılacağı konuşulur.
Bir noktada biri sorar:
“Peki projede ne yaptık?”
Sessizlik.
İşte Türkçenin burada imdadımıza yetişen bir deyimi vardır:
“Dostlar alışverişte görsün.”
Fakat bu noktada deyimi herkese yapıştırmak da haksızlık olur.
Bir çalışanın dışarıdan “meşgul” görünmesi, gerçekten verimsiz olduğu anlamına gelmez. Bazı işler sonuç üretmeden önce uzun araştırma, düşünme, görüşme ve hazırlık gerektirir.
Dolayısıyla görünür faaliyet ile gerçek üretim arasındaki farkı eleştirirken biraz dikkat gerekiyor.
Her toplantı gereksiz değildir.
Her bilgisayar başında oturan insan da boş durmuyor.
Erkekler Çözüm Odaklı, Kadınlar İlişki Odaklı mı?
Bu deyim üzerinden iş yaşamındaki davranışlara bakınca başka bir konu da ortaya çıkıyor.
Toplumda erkeklerin daha stratejik ve sonuç odaklı, kadınların ise daha empatik ve ilişki odaklı olduğu yönünde kalıplaşmış düşünceler bulunuyor.
Ancak bu ayrımı değişmez bir kural gibi görmek doğru olmaz.
Örneğin Ali isimli bir mühendis projede doğrudan “Sorun nerede, maliyeti ne, çözüm seçenekleri neler?” diye ilerleyebilir. Zeynep isimli bir proje yöneticisi ise “Bu değişiklik ekipte nasıl karşılanacak, müşteriye nasıl anlatacağız?” sorusunu öne çıkarabilir.
Fakat Ayşe son derece analitik bir finans yöneticisi olabilirken Mehmet ekip ilişkilerini herkesten daha fazla önemseyen bir ekip lideri olabilir.
Asıl ilginç olan, iyi bir çalışma ortamında bu özelliklerin birbirini tamamlamasıdır.
Çünkü yalnızca çözüm üretmek yetmez.
Çözümün uygulanabilir olması gerekir.
Yalnızca insanları düşünmek de yetmez.
Sonuç almak gerekir.
“Dostlar alışverişte görsün” eleştirisinin hedef aldığı davranış ise cinsiyet değil, görüntü ile gerçek arasındaki kopukluk olmalıdır.
Sosyal Medya Çağında Deyim Daha da Güncel
Bence bu deyimin modern çağdaki en ilginç kullanım alanlarından biri sosyal medya.
Bir insan kitap okurken fotoğraf çekiyor.
Gerçekten kitap okuyordur belki.
Ama bazen yalnızca fotoğraf için kitabı açmış da olabilir.
Bir işletme “müşteri memnuniyeti bizim için çok önemli” paylaşımı yapıyor.
Gerçekten önemli olabilir.
Ama müşterilerin yaşadığı sorunlara çözüm üretilmiyorsa o paylaşım ne kadar anlamlı?
Bir şirket çevre duyarlılığı kampanyası başlatıyor.
Güzel.
Peki üretim sürecinde gerçekten çevresel etkisini azaltıyor mu?
İşte deyim burada yalnızca kişisel davranışları değil, kurumların iletişim stratejilerini düşünmek için de kullanılabilecek bir metafora dönüşüyor.
Görünürlük ile gerçek faaliyet arasındaki fark büyüdüğünde “dostlar alışverişte görsün” eleştirisi daha anlamlı hâle geliyor.
Ama Her Gösterişli Davranış Sahtekârlık mı?
Burada deyimin zayıf tarafına geliyoruz.
Bir davranışın görünür olması, onun otomatik olarak samimiyetsiz olduğu anlamına gelmez.
Örneğin bir yardım kuruluşu yaptığı çalışmaları sosyal medyada paylaşabilir. Bunun amacı hem şeffaflık sağlamak hem de başka insanları destek olmaya teşvik etmek olabilir.
Bir öğrenci çalışmasını paylaşabilir.
Bir şirket yaptığı sosyal sorumluluk projesini duyurabilir.
Bir insan spor yaptığını gösterebilir.
Bunların hepsine “dostlar alışverişte görsün” demek aceleci bir yargı olabilir.
Çünkü görünürlük bazen gösteriş değil, iletişim ve hesap verebilirlik işlevi görür.
Dolayısıyla deyimi kullanırken asıl soru şu olmalı:
“Burada gerçekten yapılan bir iş var mı, yoksa yalnızca yapılmış gibi mi gösteriliyor?”
Deyimin Mizahi Gücü Nereden Geliyor?
Bu ifadenin güzel tarafı, ağır bir suçlama yapmadan eleştiri getirebilmesi.
Birine:
“Sen hiçbir şey yapmıyorsun.”
demek doğrudan ve serttir.
Ama:
“Dostlar alışverişte görsün.”
dediğinizde cümlede hafif bir gülümseme oluşuyor.
Türkçedeki birçok deyimde olduğu gibi burada da mizah, eleştirinin dozunu düşürüyor.
Forum ortamında da bu yüzden kullanışlı.
Mesela arkadaşınız üç gündür “yeni bir projeye başlayacağım” diyorsa:
“Proje başladı mı?”
“Henüz değil ama klasörünü oluşturdum.”
“Dostlar alışverişte görsün yani.”
İşte deyim tam olarak böyle anlarda doğal biçimde hayat buluyor.
Deyim ile Atasözü Arasındaki Farkı Bir Kez Daha Hatırlayalım
“Dostlar alışverişte görsün” bir deyimdir.
Çünkü belirli bir davranışı ve durumu mecazlı, kalıplaşmış bir ifadeyle anlatır. Kaynaklarda da açık biçimde deyim olarak sınıflandırılmıştır. Vikisözlük+1
Bir atasözünde ise genellikle daha genel bir hayat hükmü veya öğüt vardır.
Mesela “Damlaya damlaya göl olur” belirli bir kişiye yönelik anlık bir tanımlama değildir; genel bir düşünce aktarır.
“Dostlar alışverişte görsün” ise bir kişinin veya grubun yaptığı işin niteliğini eleştirmek için kullanılabilir.
Bu nedenle ikisini aynı kategoriye koymak doğru olmaz.
Günlük Hayattan Komik Örnekler
Sabah erkenden işe geldiğini söyleyen arkadaşınız var.
Saat 08.01'de ofiste.
08.05'te kahvesi hazır.
08.15'te bilgisayarı açılmış.
09.30'da hâlâ masaüstü düzenliyor.
11.00'de:
“Bugün çok yoğun geçti.”
Forum ahalisi:
“Dostlar alışverişte görsün.”
Bir başka örnek:
Ev temizliği yapmaya karar veren biri önce temizlik müziği seçiyor.
Sonra temizlik kıyafeti.
Sonra kahve.
Sonra sosyal medya hikâyesi.
Sonra “Bugün temizlik günü.”
İki saat sonra ev hâlâ aynı.
Burada deyimin mizahi tarafı kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Ama yine aynı noktaya dönelim: Gerçekten hiçbir şey yapmadığını bilmiyorsak, sadece dışarıdan gördüğümüz görüntüye bakarak hüküm vermek doğru olmaz.
Bu Deyim Bize Aslında Ne Söylüyor?
Bence “Dostlar alışverişte görsün” yalnızca tembellikle ilgili değil.
Daha geniş anlamda görüntü ile gerçek arasındaki farkı sorguluyor.
Bir insan gerçekten çalışıyor mu?
Bir kurum gerçekten çözüm üretiyor mu?
Bir kampanya gerçekten fayda sağlıyor mu?
Bir sosyal medya paylaşımı gerçekten bir değeri mi temsil ediyor?
Yoksa yalnızca dışarıdan bakıldığında güzel görünen bir tablo mu oluşturuluyor?
Bu soruların hepsi deyimin modern hayattaki karşılığını genişletiyor.
Forumda Tartışmaya Değer Birkaç Soru
Sizce “Dostlar alışverişte görsün” günümüzde en çok hangi alan için kullanılıyor?
İş hayatı mı?
Sosyal medya mı?
Eğitim mi?
Siyaset ve kamu yönetimi mi?
Aile hayatı mı?
Bir insanın yaptığı işi görünür hâle getirmesi sizce ne zaman normal bir iletişim, ne zaman gösteriş olur?
Bir şirket sosyal medya üzerinden sürekli başarılarını paylaşırken çalışanların gerçek deneyimleri bundan farklıysa, burada deyimin anlamı devreye girer mi?
Peki hiçbir sonuç üretmeyen uzun toplantılar gerçekten “dostlar alışverişte görsün” kategorisine girer mi, yoksa bazı hazırlık süreçleri dışarıdan gereksiz görünse bile gerekli olabilir mi?
Bence en güzel tartışma tam burada başlıyor.
Sonuç: Deyim Küçük, Eleştiri Büyük
“Dostlar alışverişte görsün” bir deyimdir, atasözü değildir. Temel anlamı, bir işi gerçekten yapmak yerine sırf gösteriş olsun veya insanlar kişiyi iş yapıyor sansın diye yapılan davranışları anlatmaktır. Habertürk+1
Nasreddin Hoca anlatılarıyla ilişkilendirilen farklı rivayetleri de bulunan bu ifade, Türkçenin mizahi eleştiri gücünü güzel biçimde gösteriyor. Ancak sözün tarihsel kökeni konusunda anlatıyı kesin ve tek kaynak gibi görmek yerine, geleneksel bir varyant olarak değerlendirmek daha temkinli olur. Şehitlik Anadolu İmam Hatip Lisesi+1
Bence deyimi bugün değerli yapan şey de bu: İnsanlara yalnızca “çalışıyor musun?” diye sormuyor.
Daha zor bir soru soruyor:
Gerçekten bir şey yapıyor musun, yoksa yalnızca yaptığın görülüyor mu?
Ve belki de modern dünyanın en komik tarafı şu: Bazen insanın gerçekten çalışmaktan çok, çalıştığını kanıtlamak için harcadığı zaman daha fazla olabiliyor.
O zaman da eski bir Türkçe deyim, yüzlerce yıl sonra bilgisayar ekranının karşısına gelip usulca kulağımıza fısıldıyor:
“Dostlar alışverişte görsün.”
Ardından değerlendirme için başka bir toplantı planlanır.
Sonra toplantının notlarının kim tarafından yazılacağı konuşulur.
Bir noktada biri sorar:
“Peki projede ne yaptık?”
Sessizlik.
İşte Türkçenin burada imdadımıza yetişen bir deyimi vardır:
“Dostlar alışverişte görsün.”
Fakat bu noktada deyimi herkese yapıştırmak da haksızlık olur.
Bir çalışanın dışarıdan “meşgul” görünmesi, gerçekten verimsiz olduğu anlamına gelmez. Bazı işler sonuç üretmeden önce uzun araştırma, düşünme, görüşme ve hazırlık gerektirir.
Dolayısıyla görünür faaliyet ile gerçek üretim arasındaki farkı eleştirirken biraz dikkat gerekiyor.
Her toplantı gereksiz değildir.
Her bilgisayar başında oturan insan da boş durmuyor.
Erkekler Çözüm Odaklı, Kadınlar İlişki Odaklı mı?
Bu deyim üzerinden iş yaşamındaki davranışlara bakınca başka bir konu da ortaya çıkıyor.
Toplumda erkeklerin daha stratejik ve sonuç odaklı, kadınların ise daha empatik ve ilişki odaklı olduğu yönünde kalıplaşmış düşünceler bulunuyor.
Ancak bu ayrımı değişmez bir kural gibi görmek doğru olmaz.
Örneğin Ali isimli bir mühendis projede doğrudan “Sorun nerede, maliyeti ne, çözüm seçenekleri neler?” diye ilerleyebilir. Zeynep isimli bir proje yöneticisi ise “Bu değişiklik ekipte nasıl karşılanacak, müşteriye nasıl anlatacağız?” sorusunu öne çıkarabilir.
Fakat Ayşe son derece analitik bir finans yöneticisi olabilirken Mehmet ekip ilişkilerini herkesten daha fazla önemseyen bir ekip lideri olabilir.
Asıl ilginç olan, iyi bir çalışma ortamında bu özelliklerin birbirini tamamlamasıdır.
Çünkü yalnızca çözüm üretmek yetmez.
Çözümün uygulanabilir olması gerekir.
Yalnızca insanları düşünmek de yetmez.
Sonuç almak gerekir.
“Dostlar alışverişte görsün” eleştirisinin hedef aldığı davranış ise cinsiyet değil, görüntü ile gerçek arasındaki kopukluk olmalıdır.
Sosyal Medya Çağında Deyim Daha da Güncel
Bence bu deyimin modern çağdaki en ilginç kullanım alanlarından biri sosyal medya.
Bir insan kitap okurken fotoğraf çekiyor.
Gerçekten kitap okuyordur belki.
Ama bazen yalnızca fotoğraf için kitabı açmış da olabilir.
Bir işletme “müşteri memnuniyeti bizim için çok önemli” paylaşımı yapıyor.
Gerçekten önemli olabilir.
Ama müşterilerin yaşadığı sorunlara çözüm üretilmiyorsa o paylaşım ne kadar anlamlı?
Bir şirket çevre duyarlılığı kampanyası başlatıyor.
Güzel.
Peki üretim sürecinde gerçekten çevresel etkisini azaltıyor mu?
İşte deyim burada yalnızca kişisel davranışları değil, kurumların iletişim stratejilerini düşünmek için de kullanılabilecek bir metafora dönüşüyor.
Görünürlük ile gerçek faaliyet arasındaki fark büyüdüğünde “dostlar alışverişte görsün” eleştirisi daha anlamlı hâle geliyor.
Ama Her Gösterişli Davranış Sahtekârlık mı?
Burada deyimin zayıf tarafına geliyoruz.
Bir davranışın görünür olması, onun otomatik olarak samimiyetsiz olduğu anlamına gelmez.
Örneğin bir yardım kuruluşu yaptığı çalışmaları sosyal medyada paylaşabilir. Bunun amacı hem şeffaflık sağlamak hem de başka insanları destek olmaya teşvik etmek olabilir.
Bir öğrenci çalışmasını paylaşabilir.
Bir şirket yaptığı sosyal sorumluluk projesini duyurabilir.
Bir insan spor yaptığını gösterebilir.
Bunların hepsine “dostlar alışverişte görsün” demek aceleci bir yargı olabilir.
Çünkü görünürlük bazen gösteriş değil, iletişim ve hesap verebilirlik işlevi görür.
Dolayısıyla deyimi kullanırken asıl soru şu olmalı:
“Burada gerçekten yapılan bir iş var mı, yoksa yalnızca yapılmış gibi mi gösteriliyor?”
Deyimin Mizahi Gücü Nereden Geliyor?
Bu ifadenin güzel tarafı, ağır bir suçlama yapmadan eleştiri getirebilmesi.
Birine:
“Sen hiçbir şey yapmıyorsun.”
demek doğrudan ve serttir.
Ama:
“Dostlar alışverişte görsün.”
dediğinizde cümlede hafif bir gülümseme oluşuyor.
Türkçedeki birçok deyimde olduğu gibi burada da mizah, eleştirinin dozunu düşürüyor.
Forum ortamında da bu yüzden kullanışlı.
Mesela arkadaşınız üç gündür “yeni bir projeye başlayacağım” diyorsa:
“Proje başladı mı?”
“Henüz değil ama klasörünü oluşturdum.”
“Dostlar alışverişte görsün yani.”
İşte deyim tam olarak böyle anlarda doğal biçimde hayat buluyor.
Deyim ile Atasözü Arasındaki Farkı Bir Kez Daha Hatırlayalım
“Dostlar alışverişte görsün” bir deyimdir.
Çünkü belirli bir davranışı ve durumu mecazlı, kalıplaşmış bir ifadeyle anlatır. Kaynaklarda da açık biçimde deyim olarak sınıflandırılmıştır. Vikisözlük+1
Bir atasözünde ise genellikle daha genel bir hayat hükmü veya öğüt vardır.
Mesela “Damlaya damlaya göl olur” belirli bir kişiye yönelik anlık bir tanımlama değildir; genel bir düşünce aktarır.
“Dostlar alışverişte görsün” ise bir kişinin veya grubun yaptığı işin niteliğini eleştirmek için kullanılabilir.
Bu nedenle ikisini aynı kategoriye koymak doğru olmaz.
Günlük Hayattan Komik Örnekler
Sabah erkenden işe geldiğini söyleyen arkadaşınız var.
Saat 08.01'de ofiste.
08.05'te kahvesi hazır.
08.15'te bilgisayarı açılmış.
09.30'da hâlâ masaüstü düzenliyor.
11.00'de:
“Bugün çok yoğun geçti.”
Forum ahalisi:
“Dostlar alışverişte görsün.”
Bir başka örnek:
Ev temizliği yapmaya karar veren biri önce temizlik müziği seçiyor.
Sonra temizlik kıyafeti.
Sonra kahve.
Sonra sosyal medya hikâyesi.
Sonra “Bugün temizlik günü.”
İki saat sonra ev hâlâ aynı.
Burada deyimin mizahi tarafı kendiliğinden ortaya çıkıyor.
Ama yine aynı noktaya dönelim: Gerçekten hiçbir şey yapmadığını bilmiyorsak, sadece dışarıdan gördüğümüz görüntüye bakarak hüküm vermek doğru olmaz.
Bu Deyim Bize Aslında Ne Söylüyor?
Bence “Dostlar alışverişte görsün” yalnızca tembellikle ilgili değil.
Daha geniş anlamda görüntü ile gerçek arasındaki farkı sorguluyor.
Bir insan gerçekten çalışıyor mu?
Bir kurum gerçekten çözüm üretiyor mu?
Bir kampanya gerçekten fayda sağlıyor mu?
Bir sosyal medya paylaşımı gerçekten bir değeri mi temsil ediyor?
Yoksa yalnızca dışarıdan bakıldığında güzel görünen bir tablo mu oluşturuluyor?
Bu soruların hepsi deyimin modern hayattaki karşılığını genişletiyor.
Forumda Tartışmaya Değer Birkaç Soru
Sizce “Dostlar alışverişte görsün” günümüzde en çok hangi alan için kullanılıyor?
İş hayatı mı?
Sosyal medya mı?
Eğitim mi?
Siyaset ve kamu yönetimi mi?
Aile hayatı mı?
Bir insanın yaptığı işi görünür hâle getirmesi sizce ne zaman normal bir iletişim, ne zaman gösteriş olur?
Bir şirket sosyal medya üzerinden sürekli başarılarını paylaşırken çalışanların gerçek deneyimleri bundan farklıysa, burada deyimin anlamı devreye girer mi?
Peki hiçbir sonuç üretmeyen uzun toplantılar gerçekten “dostlar alışverişte görsün” kategorisine girer mi, yoksa bazı hazırlık süreçleri dışarıdan gereksiz görünse bile gerekli olabilir mi?
Bence en güzel tartışma tam burada başlıyor.
Sonuç: Deyim Küçük, Eleştiri Büyük
“Dostlar alışverişte görsün” bir deyimdir, atasözü değildir. Temel anlamı, bir işi gerçekten yapmak yerine sırf gösteriş olsun veya insanlar kişiyi iş yapıyor sansın diye yapılan davranışları anlatmaktır. Habertürk+1
Nasreddin Hoca anlatılarıyla ilişkilendirilen farklı rivayetleri de bulunan bu ifade, Türkçenin mizahi eleştiri gücünü güzel biçimde gösteriyor. Ancak sözün tarihsel kökeni konusunda anlatıyı kesin ve tek kaynak gibi görmek yerine, geleneksel bir varyant olarak değerlendirmek daha temkinli olur. Şehitlik Anadolu İmam Hatip Lisesi+1
Bence deyimi bugün değerli yapan şey de bu: İnsanlara yalnızca “çalışıyor musun?” diye sormuyor.
Daha zor bir soru soruyor:
Gerçekten bir şey yapıyor musun, yoksa yalnızca yaptığın görülüyor mu?
Ve belki de modern dünyanın en komik tarafı şu: Bazen insanın gerçekten çalışmaktan çok, çalıştığını kanıtlamak için harcadığı zaman daha fazla olabiliyor.
O zaman da eski bir Türkçe deyim, yüzlerce yıl sonra bilgisayar ekranının karşısına gelip usulca kulağımıza fısıldıyor:
“Dostlar alışverişte görsün.”