E ile başlayan bir hayvan var mı ?

Sevval

New member
E ile Başlayan Bir Hayvan Var mı? Bir Kelime Oyunundan Sosyal Eşitsizliklere

E ile Başlayan Bir Hayvan Var mı? Basit Bir Soru, Beklenmedik Bir Toplumsal Okuma

“E ile başlayan bir hayvan var mı?” sorusu ilk bakışta oldukça basit görünüyor. Bir çocuk oyununda, kelime yarışında ya da arkadaş sohbetinde karşımıza çıkabilecek sıradan bir soru. Fakat biraz durup düşündüğümüzde, bu sorunun bizi yalnızca hayvan isimlerine değil, dilin nasıl çalıştığına, hangi bilgilerin görünür olduğuna ve insanların bilgiye nasıl eriştiğine kadar götürebileceğini fark edebiliriz.

Kısa cevap: Evet, var. Eşek, emu, ekidne, engerek, eland ve ermin gibi hayvan adları “E” harfiyle başlar. Dolayısıyla “E ile başlayan hayvan yok” demek doğru değildir.

Ancak bu forum yazısının asıl meselesi hayvan listesinden biraz daha geniş. Çünkü basit bilgi sorularının bile sosyal hayatımızdan tamamen bağımsız olmadığını düşünüyorum. Bir insanın hangi hayvan adlarını bilmesi; eğitim, aile ortamı, yaşadığı çevre, ekonomik imkânlar, internete ve kitaplara erişim gibi faktörlerle bağlantılı olabilir. Üstelik cinsiyet, sınıf, etnik köken ve kültürel çevre de bilgiye ulaşma biçimlerimizi etkileyebilir.

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bu, “kadınlar şu hayvanları bilir, erkekler bunları bilir” gibi biyolojik veya değişmez bir iddia değildir. Tam tersine, sosyal bilimlerin bize gösterdiği temel noktalardan biri, insanların bilgiyle kurduğu ilişkinin toplumsal koşullardan etkilenebildiğidir.

E Harfiyle Başlayan Hayvanlar Hangileri?

Önce sorunun doğrudan cevabını netleştirelim.

Eşek, memeli bir hayvandır ve insanlarla uzun süredir tarım, ulaşım ve yük taşıma gibi alanlarda ilişki içerisindedir. Emu, Avustralya'ya özgü, devekuşuna benzeyen büyük ve uçamayan bir kuştur. Ekidne, yumurtlayan memelilerden biridir ve biyolojik açıdan oldukça sıra dışı özelliklere sahiptir. Engerek, farklı türleri bulunan zehirli yılan gruplarından biridir. Eland, Afrika'da yaşayan büyük bir antilop türüdür. Ermin ise gelincikgiller familyasından küçük bir memelidir.

Dolayısıyla kelime oyunları açısından bakıldığında “E” oldukça verimli bir harftir.

Fakat burada başka bir soru ortaya çıkıyor: Bu hayvanlardan hangilerini günlük hayatımızda duyuyoruz?

Türkiye'de yaşayan bir kişi için “eşek” kelimesinin tanıdıklığı oldukça yüksek olabilir. Buna karşılık “eland” veya “ekidne” kelimeleri daha az bilinebilir. Bu fark yalnızca kişinin zekâsıyla veya merakıyla açıklanamaz. Coğrafya, eğitim, medya, okul müfredatı, belgesellere erişim ve kişinin ilgi alanları da belirleyicidir.

İşte sosyal faktörler tam olarak burada devreye girer.

Bilgi Herkese Aynı Şekilde Ulaşmıyor

Bilgiye sahip olmak çoğu zaman yalnızca “merak etmek” meselesi değildir. Bir çocuğun evinde kitap bulunması, internet bağlantısına sahip olması, doğa belgeselleri izlemesi, müzeleri ziyaret edebilmesi veya öğretmenlerinden farklı alanlarda destek alabilmesi onun bilgi dünyasını genişletebilir.

Örneğin ekonomik açıdan daha avantajlı bir ailede büyüyen bir çocuk, ücretli eğitim kaynaklarına, yabancı dil materyallerine, bilgisayara veya farklı kültürlerle ilgili içeriklere daha kolay ulaşabilir. Ekonomik imkânları sınırlı bir çocuk ise çok meraklı olsa bile aynı kaynaklara ulaşamayabilir.

Bu nedenle “Bunu nasıl bilmiyorsun?” sorusu bazen düşündüğümüzden daha problemli olabilir.

Bir kişinin “ekidne” kelimesini bilmemesi, onun ilgisiz veya eğitimsiz olduğu anlamına gelmez. Belki hayatında bu kelimeyle karşılaşmasını gerektirecek hiçbir ortam oluşmamıştır.

Bu noktada sınıf meselesi önem kazanıyor. Sınıf yalnızca insanların ne kadar para kazandığıyla ilgili değildir; kültürel kaynaklara, eğitim fırsatlarına, zamana, güvenli yaşam alanlarına ve sosyal ağlara erişimle de ilişkilidir.

Toplumsal Cinsiyet Bilgiyi Nasıl Etkileyebilir?

Toplumsal cinsiyet açısından da benzer bir durum söz konusu. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken şey, kadınların veya erkeklerin doğuştan belirli bilgi alanlarına daha yatkın olduğunu varsaymamak.

Daha doğru soru şu olabilir: Toplum kız çocuklarını ve erkek çocuklarını hangi bilgi alanlarına yönlendiriyor?

Bir çocuğa küçük yaşlardan itibaren oyuncaklar, kitaplar, meslekler ve etkinlikler aracılığıyla belirli ilgi alanları sunulabilir. Bazı toplumlarda erkek çocuklarının teknoloji, araçlar, spor veya “macera” ile; kız çocuklarının ise bakım, ev işleri veya sosyal ilişkilerle daha fazla özdeşleştirilmesi mümkündür. Bu kalıplar değişmez değildir ve her ailede aynı biçimde görülmez.

Dünya Sağlık Örgütü de toplumsal cinsiyet rollerinin eğitim, medya, hukuk ve diğer toplumsal kurumlar aracılığıyla üretilebildiğini ve zaman içinde değişebildiğini vurguluyor. Ayrıca toplumsal cinsiyetin sınıf, etnik köken, yaş, engellilik ve diğer sosyal faktörlerle kesişebildiğine dikkat çekiyor.

Bu nedenle bir kadının doğa, zooloji veya bilim konusunda daha az bilgi sahibi olması gerekiyormuş gibi bir sonuç çıkarmak doğru değildir. Aynı şekilde bir erkeğin bu alanlarda bilgili olmasının da “erkek olduğu için” gerçekleştiğini söyleyemeyiz.

Kadınların Deneyimleri: Bilgi Kadar Erişim de Önemli

Kadınların sosyal yapıların etkilerine ilişkin deneyimleri birbirinin aynısı değildir. Şehirde yaşayan yüksek gelirli bir kadınla kırsal bölgede yaşayan düşük gelirli bir kadının doğayla, hayvanlarla ve bilgi kaynaklarıyla ilişkisi aynı olmayabilir. Aynı şekilde farklı etnik veya kültürel gruplardan kadınların deneyimleri de değişebilir.

Bu farklılıkları görmezden gelmek, “kadınların deneyimi” diye tek bir deneyim varmış gibi konuşmaya neden olur.

UN Women'ın çalışmalarında toplumsal cinsiyetin sınıf, etnik köken ve diğer sosyal konumlarla kesiştiği; kaynaklara ve karar alma süreçlerine erişimin bu kesişimlerden etkilenebildiği belirtiliyor.

Örneğin doğayla ve doğal kaynaklarla ilişkide kadınların üstlendiği sorumluluklar bazı toplumlarda oldukça ağır olabilir. Su, gıda, tarım ve hane içi bakım gibi alanlarda ücretsiz emek yükünün kadınlara daha fazla aktarılması, çevreyle ilgili deneyimin de toplumsal olarak farklılaşmasına yol açabilir.

Bu yüzden “E ile başlayan hayvanları biliyor musun?” gibi küçük bir bilgi sorusunu bile sosyal bağlamdan tamamen koparmak zor olabilir.
 
Üst