Peneplen hangi dış kuvvet ?

Sevval

New member
Peneplen Hangi Dış Kuvvet? Peneplen Oluşumu, Tarihsel Kökeni ve Günümüzdeki Anlamı

Peneplen Hangi Dış Kuvvetin Etkisiyle Oluşur? Konuya Biraz Yakından Bakalım

Peneplen konusu ilk bakışta oldukça basit görünüyor: “Peneplen hangi dış kuvvet?” diye sorulduğunda akla doğrudan akarsular geliyor. Fakat konuya biraz daha yakından baktığımızda bunun yalnızca “akarsu aşındırması” deyip geçilecek bir mesele olmadığını görüyoruz. Çünkü peneplen, milyonlarca yıl sürebilen bir aşınma ve yüzey şekillendirme sürecinin sonunda ortaya çıkan, oldukça yaşlı ve alçalmış bir topoğrafyayı ifade ediyor.

Benim açımdan penepleni ilginç yapan nokta da burada. Bir akarsuyun vadisini düşünürsek, olay nispeten kolay anlaşılır: Su yatağını aşındırır, vadi derinleşir ve malzeme taşınır. Peneplende ise çok daha uzun zaman ölçeğinde, geniş bir arazi üzerinde gerçekleşen bir aşındırma söz konusu. Dolayısıyla “hangi dış kuvvet?” sorusunun kısa cevabı akarsular başta olmak üzere uzun süreli dış kuvvetlerin aşındırıcı faaliyetidir. Ancak klasik coğrafya bilgisinde peneplen özellikle akarsu aşındırması ve akarsu sistemlerinin uzun süreli aşındırması ile ilişkilendirilir.

Burada önemli bir ayrıntı var: Peneplen kelimesi “neredeyse düz” anlamına gelir. “Pen” Latince kökenli “neredeyse”, “plain” ise İngilizcede ova anlamına gelir. Yani peneplen tam anlamıyla kusursuz bir düzlük değildir; uzun süreli aşınmayla alçaltılmış, hafif dalgalı, geniş bir yüzeydir.

Peneplen Kavramının Tarihsel Kökeni

Peneplen kavramının bilimsel gelişimi özellikle jeomorfolojinin şekillendiği 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Bu dönemde yeryüzü şekillerinin nasıl meydana geldiği konusunda önemli tartışmalar vardı. Jeolog ve jeomorfologlar, dağların neden aşındığını, vadilerin nasıl oluştuğunu ve arazilerin uzun jeolojik dönemlerde nasıl değiştiğini anlamaya çalışıyordu.

Amerikalı jeomorfolog William Morris Davis, bu tartışmalarda çok etkili isimlerden biri oldu. Davis, 19. yüzyılın sonlarında geliştirdiği “coğrafi döngü” yaklaşımıyla bir kara parçasının zaman içinde yükselme ve aşınma süreçleriyle nasıl değişebileceğini açıklamaya çalıştı.

Davis'in modelinde başlangıçta yükselmiş ve engebeli bir arazi bulunur. Ardından akarsular bu araziyi aşındırmaya başlar. İlk dönemlerde vadiler daha derin ve yamaçlar daha dik olabilir. Zaman geçtikçe akarsu ağları gelişir, sırtlar aşınır ve yükselti farkları giderek azalır. Son aşamalarda arazi geniş ölçekte alçalmış ve nispeten düz bir görünüme kavuşur. İşte bu idealize edilmiş son aşama peneplen olarak düşünülmüştür.

Burada Davis'in yaklaşımını günümüz açısından değerlendirirken dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü modern jeomorfoloji, yeryüzünün her yerde aynı sırayı izleyen tek bir döngüyle açıklanamayacağını gösteriyor. Tektonik hareketler, iklim değişiklikleri, kayaç türleri, deniz seviyesindeki değişimler ve farklı aşınma mekanizmaları arazi gelişimini ciddi biçimde etkiliyor.

Yani peneplen fikri jeomorfolojinin tarihi açısından çok değerli olsa da günümüzde onu “her arazinin mutlaka ulaşacağı son aşama” şeklinde düşünmek fazla basitleştirici olur.

Asıl Soru: Penepleni Hangi Dış Kuvvet Oluşturur?

Forumlarda bu sorunun cevabı genellikle tek kelimeyle veriliyor: Akarsu.

Bu cevap temel düzeyde doğrudur. Fakat biraz açmak gerekiyor.

Akarsular yeryüzünü üç temel şekilde etkiler: aşındırma, taşıma ve biriktirme. Peneplen oluşumunda özellikle aşındırma süreci ön plana çıkar. Akarsular yüksek kesimlerden daha alçak kesimlere doğru akarken yatağını ve çevresindeki malzemeyi aşındırır. Zaman içerisinde vadiler genişler, sırtlar alçalır ve topoğrafyanın genel yükselti farkı azalır.

Ancak burada yalnızca yatağın aşınmasını düşünmemek gerekiyor. Bir akarsu ağı, çevresindeki yamaçlarla birlikte çalışan geniş bir sistemdir. Yağış, yüzey akışı, kütle hareketleri, fiziksel parçalanma ve kimyasal ayrışma gibi süreçler de akarsu aşındırmasını destekleyebilir.

Bu nedenle benim değerlendirmem şu: Peneplen tek bir yağmur damlasının veya tek bir akarsuyun eseri değildir; akarsu sistemlerinin merkezinde bulunduğu uzun süreli bir jeomorfolojik aşınma kompleksinin sonucudur.

Başka bir ifadeyle “peneplen = akarsu” şeklindeki eşleştirme sınav sorusunda iş görür; fakat bilimsel açıdan mekanizmayı tam olarak açıklamaz.

Peneplen Nasıl Oluşur? Süreci Adım Adım Düşünelim

Örneğin yüksek ve engebeli bir kara parçası hayal edelim.

İlk aşamada yükselti farkları oldukça fazladır. Dağlar ve tepeler belirgindir. Yağışlarla beslenen akarsular, eğimin fazla olduğu alanlarda güçlü biçimde aşındırma yapar.

İkinci aşamada vadiler giderek gelişir. Akarsular hem yatağını derinleştirir hem de yanlara doğru aşındırmayı artırabilir. Yamaçlarda ayrışma ve kütle hareketleri meydana gelir.

Üçüncü aşamada topoğrafyanın yüksek kesimleri de aşınmaya devam eder. Akarsu ağları birbirine bağlanır ve drenaj sistemi daha gelişmiş hale gelir.

Çok uzun bir zaman diliminden sonra yüksek alanlar alçalır ve yüzeydeki büyük yükselti farkları azalır. Ancak ortaya çıkan yüzey matematiksel anlamda cetvelle çizilmiş gibi düz değildir. Daha doğru ifade hafif dalgalı, düşük eğimli ve geniş bir aşınım yüzeyi olacaktır.

Bu noktada önemli bir jeolojik ayrıntı daha var: Eğer böyle bir yüzey daha sonra tektonik olarak yeniden yükselirse, akarsular tekrar yatağını kazmaya başlayabilir. Böylece eski peneplen yüzeyi yükselmiş bir aşınım yüzeyi olarak korunabilir ve üzerinde yeni vadiler gelişebilir.

Dolayısıyla bugün yüksek bir yerde gördüğümüz nispeten düz bir yüzey, mutlaka başlangıçtan beri yüksek bir plato olmak zorunda değildir. Jeolojik geçmişte daha alçak bir konumda oluşmuş eski bir aşınım yüzeyinin tektonik hareketlerle yükselmiş olması mümkündür.

Peneplen ile Plato ve Ova Aynı Şey mi?

Bence öğrencilerin en fazla karıştırdığı noktalardan biri burası.

ve ova görünüş olarak birbirine benzeyebilir ama oluşum süreçleri farklıdır.

Ova, çoğu durumda birikme süreçleriyle de meydana gelebilir. Örneğin akarsuların taşıdığı alüvyonların birikmesiyle geniş düzlükler oluşabilir. Peneplende ise temel fikir uzun süreli aşındırma ve yüzeyin alçaltılmasıdır.

Plato ise çevresine göre daha yüksek konumda bulunan, genellikle geniş ve nispeten düz yüzeyli bir topoğrafik birimdir. Plato ile peneplen arasında görünüş bakımından benzerlik bulunabilir; ancak jeomorfolojik kökenleri aynı olmak zorunda değildir.

Bu ayrım aslında bize coğrafyada çok önemli bir şey öğretiyor: Bir yerin bugünkü görüntüsüne bakarak oluşum sürecini kesin olarak anlayamayız.

Düz görünen iki alanın biri birikme, diğeri aşınma sonucu oluşmuş olabilir.

Türkiye Açısından Peneplen Meselesi

Türkiye'nin jeolojik geçmişi bu konuyu ayrıca ilginç hale getiriyor. Anadolu, günümüzde aktif tektonik hareketlerin etkili olduğu bir alan. Bu nedenle Türkiye'deki yüzey şekillerini yalnızca aşındırma süreçleriyle açıklamak çoğu zaman mümkün değil.

Bir yüzeyin uzun süre aşındırılması ve ardından tektonik hareketlerle yükseltilmesi, günümüzde yüksek konumda bulunan eski aşınım yüzeylerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Ancak burada her düz yüzeye “peneplen” demek doğru olmaz.

Özellikle sınavlarda veya forum tartışmalarında “Türkiye'deki şu ova kesin peneplendir” şeklindeki iddialara temkinli yaklaşmak gerekiyor. Jeomorfolojik bir yüzeyin peneplen olarak yorumlanması için oluşum tarihi, kayaç özellikleri, tektonik geçmiş, drenaj ağı ve yüzeyin diğer jeomorfolojik unsurlarla ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.
 
Üst