Peygamberimizin vahiy kâtibi kimdir ?

Sevval

New member
Peygamberimizin Vahiy Kâtibi Kimdir? Zeyd b. Sâbit ve Vahyin Yazıya Geçirilmesi Üzerine Eleştirel Bir Değerlendirme

Peygamberimizin Vahiy Kâtibi Kimdir?

Bu konuyu araştırırken benim için en dikkat çekici nokta, “Peygamberimizin vahiy kâtibi kimdi?” sorusunun ilk bakışta tek bir isim beklemesine rağmen tarihî kaynakların bize daha karmaşık bir tablo sunması oldu. Konu hakkında farklı kaynakları karşılaştırdığımda, Zeyd b. Sâbit’in adının özellikle öne çıktığını; fakat onun tek vahiy kâtibiymiş gibi anlatılmasının tarihî gerçekliği tam olarak yansıtmadığını görüyorum. Bence burada önemli olan sadece bir isim ezberlemek değil, Kur’an’ın Hz. Peygamber döneminde nasıl yazıya geçirildiğini ve bu süreçte farklı sahâbîlerin hangi görevleri üstlendiğini anlamaktır.

Güvenilir kaynaklara bakıldığında cevap büyük ölçüde nettir: Zeyd b. Sâbit, Hz. Peygamber’in önemli ve düzenli vahiy kâtiplerinden biridir; ancak tek vahiy kâtibi değildir. TDV İslâm Ansiklopedisi, Hz. Ali, Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit, Übey b. Kâ‘b ve Abdullah b. Sa‘d b. Ebû Serh gibi isimlerin vahiy kâtipliği yaptığını, ayrıca başka isimlerin de bu görevde bulunduğuna dair rivayetler bulunduğunu belirtmektedir. Bununla birlikte düzenli kâtiplik açısından Zeyd b. Sâbit’in özel bir konuma sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Zeyd b. Sâbit Neden Bu Kadar Öne Çıkıyor?

Zeyd b. Sâbit’in önemini yalnızca “vahiy yazması” ile açıklamak eksik kalır. Onun Hz. Peygamber dönemindeki konumu, yazı bilgisi, dil öğrenme kabiliyeti ve Kur’an’la olan yakınlığı birlikte değerlendirilmelidir.

TDV’nin Zeyd b. Sâbit maddesinde aktarıldığına göre Zeyd, Medine’de doğmuş, genç yaşta Hz. Peygamber’in dikkatini çekmiş ve çeşitli yazı işlerinde görev almıştır. Hz. Peygamber’in Yahudilerle yazışmalarında kullanılmak üzere İbrânîce veya Süryânîce öğrenmesini istediği, onun da bunu kısa sürede öğrendiği aktarılır. Ayrıca Kur’an’ın tamamını Hz. Peygamber döneminde ezberleyen ensar arasında yer aldığı belirtilmektedir.

Bu ayrıntı önemli. Çünkü vahyin aktarılması yalnızca bir metni fiziksel olarak yazmak anlamına gelmiyordu. Ezber, yazılı malzeme, sözlü aktarım ve Hz. Peygamber’in kontrolü birlikte işliyordu. Bu nedenle Zeyd’in hem yazıcı hem de Kur’an bilgisi güçlü bir sahâbî olması, sonraki dönemlerde neden özellikle öne çıktığını açıklamaya yardımcı oluyor.

Daha da önemlisi, Zeyd’in rolü Hz. Peygamber’in vefatıyla sona ermemiştir. Ebû Bekir döneminde Kur’an’ın cem‘i için oluşturulan çalışmanın başına getirilmiştir. Buhârî’de yer alan rivayette Ebû Bekir’in Zeyd’e, daha önce Hz. Peygamber için vahiy yazdığını hatırlatarak Kur’an’ın parçalarının toplanması görevini verdiği aktarılır.

“Tek Vahiy Kâtibi Zeyd’dir” Demek Neden Yetersiz?

Burada eleştirel düşünmek gerekiyor. Halk arasında veya bazı popüler anlatımlarda “Peygamberimizin vahiy kâtibi Zeyd b. Sâbit’tir” şeklinde tek cümlelik bir cevap veriliyor. Bu cevap bütünüyle yanlış değildir; fakat eksiktir.

Çünkü kaynaklar birden fazla kâtibin varlığından söz etmektedir. TDV İslâm Ansiklopedisi, farklı tarihçilerin vahiy kâtipleri hakkında birbirinden farklı sayılar verdiğini belirtmektedir. Belâzürî üçü vahiy kâtibi olmak üzere on isim, Taberî dördü vahiy kâtibi olmak üzere sekiz isim, İbn Abdürabbih ise beşi vahiy kâtibi olmak üzere on dört isim zikretmektedir. Ortak isimler arasında Hz. Ali, Hz. Osman, Zeyd b. Sâbit, Übey b. Kâ‘b ve Abdullah b. Sa‘d b. Ebû Serh bulunmaktadır.

Bu farklılık bize önemli bir metodolojik ders veriyor: Tarihî bir olay hakkında kaynaklarda farklı isimler ve sayılar bulunuyorsa, bunlardan birini seçip diğerlerini yok saymak yerine farklılıkların nedenlerini araştırmak gerekir.

Dolayısıyla “Zeyd b. Sâbit vahiy kâtibiydi” demek güçlü biçimde desteklenebilirken, “Hz. Peygamber’in tek vahiy kâtibi Zeyd b. Sâbit’ti” demek kaynakların ortaya koyduğu tabloyla uyuşmaz.

Übey b. Kâ‘b, Hz. Ali ve Hz. Osman’ın Rolü

Vahiy kâtipliği söz konusu olduğunda Zeyd b. Sâbit kadar olmasa da Übey b. Kâ‘b, Hz. Ali ve Hz. Osman’ın da dikkate alınması gerekir.

TDV kaynaklarında bu isimlerin vahiy kâtipliğiyle ilişkisi açıkça belirtilmektedir. Özellikle Übey b. Kâ‘b’ın daha sonraki dönemde Kur’an’ın cem‘i ve çoğaltılması süreçlerinde de önemli görevler üstlendiği görülür. Hz. Osman döneminde mushafların çoğaltılmasıyla ilgili komisyonda yer aldığı aktarılmaktadır.

Sahih Buhârî’de ise Hz. Osman döneminde Kur’an nüshalarının çoğaltılması sırasında Zeyd b. Sâbit’in Abdullah b. Zübeyr, Saîd b. Âs ve Abdurrahman b. Hâris b. Hişâm ile birlikte görevlendirildiği aktarılır. Rivayette herhangi bir Arapça ifade konusunda anlaşmazlık çıkması hâlinde Kureyş lehçesinin esas alınması talimatından da söz edilir.

Buradan Zeyd’in tarihsel rolünün birkaç farklı aşamaya yayıldığını görebiliyoruz: Hz. Peygamber döneminde vahiy kâtipliği, Ebû Bekir döneminde Kur’an’ın cem‘i ve Osman döneminde mushafların çoğaltılması.

Kur’an’ın Yazıya Geçirilmesi Nasıl Anlaşılmalı?

Burada sık yapılan bir başka hata da Kur’an’ın Hz. Peygamber’in vefatından sonra ilk defa yazıya geçirildiğini düşünmektir. Kaynaklar bu görüşü desteklemiyor.

TDV’nin “Vahiy Kâtibi” maddesinde, Hz. Peygamber döneminde Kur’an’ın yazıya geçirildiğine dair çok sayıda rivayet bulunduğu ve Ebû Bekir dönemindeki cem çalışması sırasında ayetlerin farklı sahâbîlerin yanında çeşitli yazı malzemeleri üzerinde mevcut olduğunun bildirildiği ifade edilmektedir.

Sahih Buhârî’deki Zeyd b. Sâbit rivayeti de bu açıdan dikkat çekicidir. Zeyd, Kur’an’ı toplarken hurma dalları, deri parçaları, taşlar ve insanların hafızalarındaki bilgilerden yararlanıldığını aktarır.

Dolayısıyla burada “Kur’an önce tamamen sözlüydü, daha sonra yazıldı” şeklindeki basit model yerine, sözlü ezber ile yazılı kayıtların birlikte var olduğu bir muhafaza süreci düşünmek daha isabetlidir.
 
Üst